TÜSİAD; Çiftçinin Refahının Artması İçin Kırsal Kalkınma Kilit Önem Taşıyor

735
0
Paylaş:

TÜSİAD; Çiftçinin Refahının Artması İçin Kırsal Kalkınma Kilit Önem Taşıyor

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği, (TÜSİAD) Türk tarım sektörünün tüm unsurlarını bütüncül bir bakış açısıyla ele almak amacıyla 27 Kasım 2014 tarihinde İstanbul’da “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Rekabet Gücü” konulu bir çalışma gerçekleştirdi. 

Konferansın açılış konuşmaları TÜSİAD Genel Sekreteri ve Yönetim Kurulu Üyesi Zafer Ali Yavan ve TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkan Yardımcısı ve Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan tarafından yapıldı. 

Konferansta “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Rekabet Gücü” başlıklı çalışmanın temel bulguları sunuldu. Çalışmada, çiftçinin refahının artmasının sanayinin rekabet gücünün artmasında en önemli göstergelerinden biri olduğu sonucu çıkarken, çiftçinin  refahının artması için kırsal kalkınmanın kilit önem taşıdığı, bu kilidi açacak anahtarın ise tarım olduğu ifade edildi. Uluslararası rekabet gücünün sürdürülebilir olması için toprak, su gibi özvarlıkların korunmasının hayati önem taşıdığına vurgu yapılan çalışma da, iklim  değişikliği, gıda güvenliği, aşırı kentleşme, ulaşım altyapısı ve sanayileşme için tarım arazilerinin azalıyor olmasının gıda güvenliği ve rekabet  gücü açısından büyük tehdit yarattığı anlatıldı. 

Konferansta, “G20 Dönem Başkanlığı, Gıda Güvenliği ve Rekabet Gücü” konulu özel bir oturum gerçekleştirildi. Başkanlığını TÜSİAD Tarım ve Tarıma Dayalı Sanayiler Çalışma Grubu Başkanı Metin Akman’ın başkanlığını yaptığı oturumda, T.C. Kalkınma Bakanlığı Tarım Dairesi Başkanı Taylan Kıymaz, AB Komisyonu Tarım ve Kırsal Kalkınma İkili İlişkilerden Sorumlu Direktörü John Clarke, Avrupa Çiftçileri ve Tarım Kooperatifleri Birliği Genel Sekreteri Pekka Pesonen yer aldı.

Ekonomiye ‘Umut Sofradan, Can Topraktan gelir’ 

Konferansta raporla ilgili öne çıkan tespitler şöyle:

• Küresel rekabette avantaj sağlamanın yolu çiftçinin refahından geçiyor. Türkiye’de üretici kesimin refahında ve rekabet gücünde problem var. Sürdürülebilir bir tarımsal üretim için sosyal adalet ve üreticinin refahı göz önünde bulundurulmalı. Üreticinin ekonomik-sosyal gücünün artması ve gelirin dengeli dağılımı rekabet gücünü artırır.

• Türkiye, mevzuatını reformlarla büyük oranda AB sürecine adapte ediyor ama halen atılması gereken adımlar var. Tarımda gelişmiş ekonomilerden alınan örnek mevzuatların ülke şartlarına uygun hale getirilmesi ve adapte edilmesi lazım. ‘Al ve aynen uygula’ yöntemi doğru değil.

• Tarım ürünleri fiyatlarında çiftçi lehine gibi gözüken ancak aslında öyle olmayan bir durum söz konusu. Tarım ve gıda sektörlerinde piyasa ekonomisinin düzgün çalışmaması fiyat istikrarı ve enflasyon açısından risk oluşturuyor.

• Başta Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Enerji Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı olmak üzere terminolojilerde ve izlenen politikalarda bakanlıklar arası uyum, kordinasyon ve ortak tanım eksikliği giderilmeli. Gıda güvenliği ve güvenilirliği konularında tek yetkili bakanlık ihtiyacı söz konusu.

• Gıda güvenilirliği konusunda bilgi kirliliği var. Bunun giderilmesi için ‘Yeminli Gıda Kontrol Mekanizması’ kurulmalı. Gıda güvenilirliği tüm politikaların merkezine oturtulmalı. Denetim sayısı ve kalitesi artırılmalı.

• Her geçen gün azalan tarımsal alanları diğer sektörlere kaptırma riski ile karşı karşıyayız.

• Tarım arazilerini toplulaştırmak adına önemli aşamalar kaydedildi ancak bu uzun bir süreç ve ara tedbirlerle bu süreç desteklenmeli ve sürmeli.

• Gıda güvenilirliği açısından bakıldığında daha kalitesiz ürün üretimine yönelik dibe doğru bir kayış söz konusu.

• Gıda güvenilirliği adına uzun vadeli öngörülebilir stratejiler oluşturulmalı.

• Tarımda sözleşmeli üretim sektör açısından kısmen mikro regülasyon niteliğinde. Sözleşmeli tarımın yaygınlaştırılması öngörülebilir arz ve talebin oluşmasına katkıda bulunacak, izlenebilirliği mümkün kılacaktır. Ticaret borsalarının ve lisanslı depoculuk sisteminin gelişmesine katkı verecektir.

• İktisadi etkinlik açısından ölçek ekonomisinin etkinliğinin artırılması hem üretici tarafında verim ve karlılığı artırırken, diğer taraftan devletin verdiği destekleme yükünü hafifletir. Mevzuatın, teşvik sisteminin ve çiftçilerin ölçek ekonomisinin yetersiz ve dağınık olması, mevcut potansiyelden yararlanılamamasının birincil nedeni.

• Tarımda ihmal edilen yeni üretim teknolojileri, marka, patent, Ar-Ge ve inovasyona yönelik çalışmalar artırılmalı. Devlet desteği, kamu-özel sektör işbirliği modelleri etkinleştirilmeli.

 0  0  0  0  0

Paylaş:

Yorum Bırak