18. Dünya Organik Kongresi Gerçekleşti

674
0
Paylaş:

18. Dünya Organik Kongresi Gerçekleşti

Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu (IFOAM) tarafından 13 Ekim 2014 tarihinde İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen 18. Dünya Organik Kongresi gerçekleşti.

3 yılda bir farklı bir ülkede düzenlen IFOAM Dünya Organik Kongresi’ne bu yıl Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı teknik destek sağlarken, ev sahipliğini Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği yaptı. 

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Güneşin Oya Aydemir ve IFOAM Başkanı Andre Leu’nun açılış konuşmalarının ardından Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürü Mevlüt Gümüş Türkiye’deki tarımın ve organik tarımın gelişimi hakkında katılımcılara bilgi verdi.

Kongrenin kapanışı öncesinde, 18. IFOAM Dünya Organik Kongresi’nde Türkiye’de gıda ve biyolojik çeşitlilik konusunda faaliyet gösteren 50 civarı sivil platform ve örgüt; katılımcılara, kanun yapıcılara, uygulayıcılara Sivil Manifesto yayınladı. 

Manifestoda şu notlar yer aldı: 

• Gıda güvenliğinin sağlanmasının en önemli adımlarından birinin, üretici ve tüketici arasındaki bağların güçlendirilmesi, yani herkesin “türetici” olmasıyla mümkün olabilir,

• Tüketim toplumu olmanın getirdiği yaşam tarzını doğa dostu ve adil bir yapıya dönüştürmek isteyen, doğal kaynakların ve yabani türlerin tükenişinden endişe duyan, kültürel değerlere sahip çıkan, küçük üreticiyi destekleyen, gıda zincirinde sorumluluk almak isteyen bireyler olarak, soframıza gelen gıdalar ve üretim süreçleriyle daha yakın bir bağ kurmak istiyoruz. Bunun, üreticilerle tüketiciler arasındaki bağların güçlendirilmesiyle, yani herkesin türetici olmasıyla mümkün olabileceğini düşünüyoruz, 

• Küreselleşme ve yerelleşme kavramlarının yarattığı kutuplaşmadan sıyrılmak gerektiği; çözümün, türetici olmaktan geçtiği ve bunun hepimizi özgürleştireceği kanaatindeyiz. Bunun için türeticileri destekleyen mekanizmalar hayata geçirilmelidir. Önerdiğimiz çözümlere ortak olmaya hazırız, 

• Ekolojik yaşam bilgisi, okuldan hastaneye toplumun bütün kesimleriyle paylaşılmalı ve yaygınlaştırılmalıdır. Hem içerik hem de uygulama konusunda sivil örgütler ile işbirliği yapılmalıdır, 

• Yerelliğe önem veren ve küçük çiftçiyi koruyan modeller çoğaltılmalı, bu modellere erişimin yaygınlaştırılması konusunda karar vericiler, sivil toplumla işbirliği yapmalı ve sivil toplum bu hedefin kolaylaştırıcısı olarak algılanmalıdır,

• Küçük hacimli üretimlerin ve doğrudan iletişime dayalı, yerel değiş-tokuş süreçlerinin önündeki engellerin kaldırılması, bu tanıma uyan yerel işbirliklerinin büyük ölçekli uygulamaların tabi olduğu mevzuat hükümlerinden muaf tutulması ve/veya konuyla doğrudan ilişkili olan taraflara karar verme süreçlerinde daha fazla inisiyatif tanınması gerekir,

• Sağlıklı gıdaya erişebilirliğin, adil ve izlenebilir olması, sağlıklı bir topluluk ve insan ilişkilerinin uyumu için gereklidir. Bu nedenle yerelde üretip tüketmek, karşılıklı güven ilişkisini artıracak, tüketicinin desteği üreticiyi teşvik eder, 

• Üreticilerarası kooperatif sistemiyle bir ağ kurularak ürünlerin türeticiye ulaştırılması, üretimdeki tüm aşamaların türeticiler tarafından denetlenmesi, bu sistemin desteklenmesi için teşviklerin verilmesi, toplumun bu sistemin yaygınlaşması yönünde bilgilendirilmesi, ekolojik pazarların yaygınlaşması, küçük üreticinin tanıtım yapabilmesi için fırsatlar yaratılması ve türeticilerin gıda toplulukları oluşturulmasının desteklenmesi gereklidir, 

• Ürün etiketlerinin anlaşılabilir olması için gerekli düzenlemelerin yapılması, ürün analiz sonuçlarına güvenilir bir kaynaktan kolayca ulaşılması sağlanmalıdır. Tanımı tam olarak netleşmemiş ürünlerin üretim süreçleri konusunda da şeffaf ve eksiksiz bir biçimde bilgilendirme yapılmalıdır, 

• Atalık tohumlar ve yerli hayvan ırklarıyla, bunların üretim biçimlerinin korunması sağlanmalıdır. Bu gen kaynaklarımızın ıslahının doğal yollarla yapılması gerekmektedir, 

• Sürdürülebilir tarım için toprağın kalitesini koruyan organik tarım uygulamalarının ve işbirliği kültürünün desteklenmesi gerekir. Bitkisel ve hayvansal üretimin doğal, sosyal ve kültürel yapıyı bozmayacak ölçeklerde yapılması bir zorunluluk olarak kabul edilmelidir,

• Politika yapıcı ve karar vericilerin, politika ve karar süreçlerinde şeffaf ve katılımcı olması gereklidir. Sivil toplumun kararlarda katılımcı kılınması esas olmalıdır. 

• Sadece tüketmekle kalmayıp, aynı zamanda üreticiye destek olan ve üretimin tüm süreçlerinden haberdar olarak bu süreçleri denetleyen ve/veya katılan bireyler.  

Kongrede Bakanlıkça hazırlanan türkçe ve ingilizce sinevizyon gösterisi yapıldı. 3 gün süren kongre kapanış toplantısı yapılan plaket ve sertifika dağıtımı törenin ardından sonlandı.

Paylaş:

Yorum Bırak